Haber: Esra Nur PERVAN(TRABZON) - Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Muhammet İkinci, Halk TV'ye kayyım atanmasına, "Ancak bir şirket sahibinin olası suçları, o kuruluşta çalışan gazetecilerin susturulmasının gerekçesi olamaz. Halkın haber alma hakkını ortadan kaldıramaz." sözleriyle tepki gösterdi. Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu, Halk TV'ye kayyıma atanmasını düzenledikleri yürüyüşle protesto etti.
Kahramanmaraş Caddesi'nde başlayan yürüyüş Meydan Parkı Atatürk Alanı'nda son buldu. Trabzon Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Muhammet İkinci, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Televizyon kanallarının yayınlarının durdurulduğu ve medya kuruluşlarına kayyım atandığı karanlık bir dönemden geçiyor. Halk TV'ye kayyım atanması ve yayınlarının durdurulması, bu gelişmelerin son halkası oldu.
Bir yanda milyarlarca liralık fon işlemleri üzerinden ortaya atılan yolsuzluk iddiaları, diğer yanda bu iddiaları araştıran gazetecilere yönelik soruşturmalar, tutuklamalar ve ev hapsi cezası uygulamaları, sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engelleri. Şimdi de Halk TV'nin yönetimine atanan kayyım. Bütün bunlar ister istemez aynı soruyu gündeme getiriyor: Bu kayyımlar neyi örtüyor?
Elbette hiç kimse hukukun üzerinde değildir. Bir medya kuruluşunun sahibi hakkında yolsuzluk iddiası varsa soruşturulmalı, deliller ortaya konulmalı, suç işlenmişse sorumlular yargılanmalıdır. Ancak bir şirket sahibinin olası suçları, o kuruluşta çalışan gazetecilerin susturulmasının gerekçesi olamaz. Halkın haber alma hakkını ortadan kaldıramaz.
"BU, HALKIN AKLIYLA ALAY
ETMEKTİR"Merak ediyoruz. Halk TV'nin yayınını durdurmak, hangi suçun aydınlatılmasına hizmet etmektedir? Gazetecilerin çalıştıkları binaya alınmaması hangi hukuki zorunluluktan kaynaklanmaktadır?
Mali suç iddialarını araştırmak için bir televizyon kanalının yayın akışına müdahale etmek neden gereklidir? Bu soruların kamuoyu önünde yanıtlanması gerekiyor. Dahası, fon skandalında kamu kaynaklarıyla ve siyasi bağlantılarla ilgili ortaya atılan iddialar bütün yönleriyle araştırılmayı beklerken, Meclis araştırması talebinin reddedilmesi de açıklığa kavuşturulması gereken bir başka meseledir.
Ortada izaha muhtaç bir çelişki bulunmaktadır. Yolsuzluk iddialarının araştırılmasını isteyen kamuoyunun karşısına sınırlamalar çıkarken, bu iddiaları haberleştiren gazetecilerin özgürlüğü tartışma konusu haline gelmektedir. Bu düpedüz halkın aklıyla alay etmektir."


